Hadi Araştıralım

post

HAYKO CEPKİN | PAZAR SOHBETLERİ


Türk Rock Müziği’nin önemli isimlerinden Hayko Cepkin ile kendisinin müzik kariyeri hakkında konuştuğumuz bir röportaj gerçekleştirdik. Keyifli okumalar…

Bize müzikle ve özellikle rock müzikle tanışmanızdan bahseder misiniz?

Dedemin evde devamlı akordeon çalması vesilesi ile tanıştım. Ardından okul ve kilise korolarında dört sesli klasik müziği tanıdım.Eğitimini almak için devlet konservatuarları kapılarını aşındırmam ile serüvenim başlamış oldu. Rock müzik, 1994 yılında The Crow filminin soundtrackini satın almam ile hayatıma girdi ve bir dinleyici olarak vazgeçilmezim oldu.

Rock müzik denince ülkede akıllara isminiz geliyor. Bu müziğin ülkemizdeki düzeyi hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Maalesef pek fazla isim sayamıyoruz rock müzik çevresinde. Müzik piyasasını yönlendirenlerin vizyon korkusu ve yeniliğe karşı bakış açılarının, kâr ve kazanç doğrultusundaki sığlığı sebebi ile pek gelişebilecek bir sektörümüzün olduğunu düşünmüyorum.

Rock müziğin aslında özgün ve özgür olduğu tarafındasınız. Yaptığınız müziği tam olarak nasıl tanımlarsınız, değerlendirirsiniz?

Ben kendi müziğimi, aranjelerimi gururlu bir müzik olarak değerlendiririm. Tarz sahibi bir müziktir. Farklı albümlerde düzenleme yapsam girişinden benim kayıdım olduğu anlaşılır. Tarz sahibi olabilmek, zor bir kalıcı etkidir. Bir imza gibi yani…

Farklı bir müzik yapıyorsunuz. Buna başlarken hitap ettiğiniz kitle açısından endişeleriniz var mıydı?

Endişem hiç olmadı. Mevcut yabancı tabanlı müzik dinleyen genç kitleye çok güvendim. Karşılığında bu güveni kazandım ve zamanla hiç bu tarza meyletmemiş insanlara da dinletebilir konuma geldim.

Sanat açısından bulunduğunuz konumdan ve dönemden memnun musunuz?

Kişi kendisini nerede görmek istiyorsa oradadır. Bu, çoğu zaman kendisini yükseklerde görüp aslında orada olamayanlar için egosal hastalıklı bir psikolojiyi beraberinde getiriyor. Ben konumumdan , başarılarımdan ve azmimden memnunum. Dönemse Dünya genelinde iç açıcı değil. Yenilenmeyi öngöremeyen bir piyasada müzikal mücadelemiz devam edecektir.

Şu ana kadar pek çok farklı ve değerli isimlerle çalıştınız. Aklınızda “Keşke bir proje yapsak…” dediğiniz isimler var mı?

Genelde tüm farklı projelerde dost çevresi vesilesi ile bulundum. Pek çok dostum, yakınım vardır. Niceleri de olacaktır. Yani özel bir planım olmuyor.

Beğenerek dinlediğiniz yerli ve yabancı müzik grupları ya da şarkıcılar var mı?

Her çeşit müzik dinlerim. Klişe olan pop parçalarını dinlemem. Zaten onu özel olarak dinlememe gerek yok, her yerden kulağımıza çalınıyor.

Neden İstanbul’dan ayrılma kararı aldınız?

Artık orası benim gözümde bir çalışma ofisi. Yaşam merkezi değil. Ben yaşamayı seçtim.

Müzikal kariyeriniz yanı sıra, hayatınızın bir bölümünde Extreme G adlı bir programda sunuculuk yaptınız. Sizin extreme sporlara olan ilginiz nereden geliyor? Hangi extreme spor sizin favoriniz? Bunları yaparken ilginç anılarınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Extreme sporlara hiperaktif ruhumu dizginlemek ve yaşadığımı hissedebilmek için başladım. Favorim, yaşattığı anlatılması imkansız duygusu sebebi ile paraşüt sporudur. Motor sporları karada olmasına rağmen bence çok daha tehlikeli. Hepsinin bana kattığı en önemli duygu, alışılagelmedik derecede zor bir durumda soğukkanlılık ile problem çözmeye dayalı hızlı karar verebilme yetisidir. Bir kez paraşütüm karışarak açıldı. Yarısı sönük, yarısı açık paraşütümü yedek paraşüt açmak yerine ısrarcı ve soğukkanlı bir şekilde yere indirdim. Keyifli bir deneyimdi.

Şu anda üzerinde çalıştığınız herhangi bir proje veya bir albüm var mı?

Necati ve Saykolar’ın prodüktörlüğünü yaptım. Beş parçalık lezzetli bir albüm oldu. Mercan Dede ile yaptığımız konserlerin kimyası çok garip etkiler bıraktı. Birlikte dünyayı dolaşıp bu iki farklı müziğin etnik birleşimini sergileme arzusundayız. Farklı albümlere düzenlemelerim devam etmekte.

Yorum Yok

Add your review