Bennu Yıldırımlar | Pazar Sohbetleri

1998’den beri Şehir Tiyatroları’nda çalışan, 20 yılı aşkın süredir ekranın ve sahnenin deneyimli oyuncularından olan, bu günlerde 12.Gece oyununda Olivia ile yeni bir başarıya imza atan Bennu Yıldırımlar ile bir araya geldik. Keyifli okumalar dileriz.pazar-sohbetleri

İngiltere’de de tiyatro eğitimi aldınız, ülkemizde de. Aradaki farklar neler sizce, orada verilen eğitimle?
Valla İngiltere’de herkesin gidebildiği kurslara gittim, yani oranın akademik eğitimini denemiş bir insan değilim. Onun için başka şeyler gerekiyor. Yani ben İngilizce bilmeyerek gittim İngiltere’ye. Orada bir buçuk yıl kalmamla İngilizce açısından kendimi geliştirdim. Sonuçta gidebildiğim kurslar vardı ve onlara gittim.

Peki, Sharpe’s Revenge tv dizisinde rol almışsınız 90’lı yıllarda. Ordaki televizyon sektörüyle burdaki televizyon sektörü arasında fark nedir sizce?
Şimdi hem orda bulunmam gerekiyor benim, şartları bilebilmek için. Buradayım ama orada değilim

O günün koşulları içinde?
Çalışma koşulları açısından her şey olması gerektiği gibi diyim ben. Yani belli saatler içinde çalışılıyor. İzinde öyle sarkmalar yok.

Şimdi bulunduğumuz yer, Darülbedayi, büyük bir ekol. Siz de uzun zamandır burada çalışıyorsunuz. Peki Darülbedayi’nin size kattığı ve sizin Darülbedayi’ye kattığınız şeyler nelerdir?
Benim kattıklarımı başka birileri yazar, onu ben bilemem. Şehir Tiyatrosu’nun bana kattıkları; köklü bir kurum oluşu, önde gelen birçok oyuncuyu içinde barındırması ve benim de zaman zaman bu özel insanlarla sahneleri paylaşmış olmam 88’den beri. O açıdan benim için özel bir yer, özel bir ev diyebilirim.

bennu_yildirimlar_1

Kendinize hoca olarak gördüğünüz bir oyuncu ya da rol modeliniz var mı?
Kendime hoca olarak gördüğüm oyuncu.. e hocam Yıldız Kenter var yani. İdolüm yok benim, yani idollük kavramından pek hoşnut değilim, sevmem. Örnek almak değil tabi ama iyi oncular insana her zaman ilham verir. Dünyanın neresinden olursa olsun bir şey izlediğimde, bir oyuncu iyi oynuyorsa benim de ruhum güzelleşir. Onun gibi bir şey.

Süper babayla ilgili bir soru sormak istiyorum, Türkiye’de televizyon anlamında ilk defa Süper Baba’yla tanınmışsınız ve büyük bir kitle var bu diziyi izleyebildiği için kendini şanslı hisseden. Ben sizin için de özel olduğunu düşünüyorum. Günümüz dizilerinden ne farkı vardı Süper Baba’nın?
Farkı vardı 45 dakikaydı. 🙂 Çok özel bir ekibin, güzel bir yazı ekibinin oluşturduğu, 4 yıl sürmüş bir iş ve ben 4 yılının son 20 bölümünde yani 5 ayı kapsayan bir zaman diliminde yer aldım. Keyifli bir süreçti benim açımdan. Doğal olarak, yani Bennu Yıldırımlar olarak tanınmak açısından da. Ama öyle girmiyorsunuz bir işe. İyi bir işe yararsınız. Sonra içinde varlık gösterebilirseniz, adınız da duyulur. Yani onun gibi bir şey. Ama tabi ki çok özel bir yeri var toplumumuzda. O zamanlar bu kadar çok dizi yok, olması gerektiği kadar dizi var. Hergüne bir ya da iki olsa gerek. O yüzden daha da değerli yaptığımız işler. Bilmiyorum yani, arada kaynayan, reyting uğruna harcanan işler de vardır mutlaka.

bennu-yildirimlar_2

Bir yandan da özel tiyatroda çalışmayı düşündünüz mü?
Ona pek vakit olmadı. Çünkü burda devamlı her sezon iki ekip ve üç oyunda yer almak, son 9-10 yıl devamlı bir televizyon dizisinde rol almak, bir de özel tiyatroya hiçbir zaman vakit vermedi. Belki daha sonra olabilir.

Şu anki halinizden hoşnutsunuz ama değil mi, oyunculuk anlamında?
E yani, tabi ki. Şanslı hissediyorum kendimi. Bizden sonra gelen nesil açısından o kadar şans olamayabiliyor. Çok mezun var. Herkesin bir tiyatroda yer almasıyla, kurum tiyatrosunda yer almaları daha da zorlaşıyor. Ama oyunculuk sevilmeden yapılacak bir meslek değil. Sadece büyük tiyatrolar olmasa da olur. Küçük yerlerde de gençler tiyatro açıyorlar. Çok da iyi şeyler duyuyorum. Yani bu aşkı içlerinden kaybetmesinler yeter ki, yollarına devam etsinler.

Siz Şehir Tiyatrosu’nu istediniz mi?
İstemek değil yani. Bizim okuldan mezun olanlar genelde Şehir Tiyatrosu’na geliyorlar. Eski belediye konservatuarıdır, daha sonra İstanbul Üniversitesi’ne bağlandı. Ben de geleneği bozmadım. Yevmiyeli olarak başladım derken, kadrolu geldi ve kadroya girdim. Ama böyle bir şey olmasaydı ben de Devlet Tiyatrosu’nu da denerdim. Zorunlu şark hizmeti falan. Ondan sonra buraya gel biliyorsunuz. Yani onu da yapabilirdim. İlla İstanbul diye direten bir insan olmadım. Ama Şehir Tiyatrosu’na zaten okurken girdim. Ondan sonra da kadrom geldi işte.

bennu-yildirimlar_3

Peki tiyatroya nasıl başladı ilginiz? Kendinizi birden içinde mi buldunuz, yoksa işte ben bunu yapmalıyım diye mi başladınız?
Ben yatıp kalkıp oyuncu olmak istiyorum diyen çocuklardan olmadım hiçbir zaman. Böyle bir fikir geldi lise sonda. Zaten lise ortamı pek tiyatro yapılacak durumda değil. Ben kız lisesi mezunuyum. Kız lisesi, erkek lisesinde haydi tiyatro yapalım olmuyor öyle. Normal liselerde de olmadığı gibi. Kaç tanesi uyguluyor ki. Her neyse. Deneyeyim dedim. Denemem sonunda yetenek sınavını kazandım ve devam ettim. Ama olmadı 3 sene daha denerim duygusu içinde olmadım.

Şuan Shakespaere’in 12. Gece’sinde oynuyorsunuz, Olivia’yı canlandırıyorsunuz. Nasıl hazırlandınız rolünüze? Önceki versiyonları izleme şansınız olmuş muydu?
Olmadı. En son 1960’larda oynamışlar, yani şehir tiyatrosu olarak tabi ki. Benim izlediğim 12. Gece Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda seneler önce Işık Kasapoğlu’nun koyduğu versiyondu. Bir de Semaver Kumpanya’da oynanan versiyon. Yani iki tane 12. Gece izlemişim. Buraya gelen İngilizleri falan saymıyorum tabii. Onları da izledim. Peki, onlardan farklı mı? Farklı. Serdar Biliş yönetmenimiz. Ağustos 2015’ten itibaren çalışmaya başladık. Ekimde de sahneledik. Hem Harbiye hem Ümraniye hem de Kağıthane Sadabad’da oynadık. Şuan sadece bu tiyatrolarda oynuyoruz. Dekorumuz biraz farklı olduğu için sığamıyoruz.

bennu_yildirimlar_5

Tiyatro mu televizyon mu diye bir soru sorsam?
İşte o soruyu öyle sormadım ben. Onun için hep birlikte yaptım. Sadece televizyon olamaz benim hayatımda. Hayatımın büyük bir kısmını kaplıyor tabi ama tiyatro da yapmalıyım. Buna özen gösterdim.

Hangisini yapmaktan daha çok mutluluk duyuyorsunuz peki?
Direkt olarak paylaşım içinde olduğunuz tiyatronun keyfini tiyatro oyuncusu daha iyi anlar sanırım. Ama kafasında sadece dizi oyunculuğu varsa bir insanın, bunu ona anlatmak zordur. Ayrıca anlamak zorunda da değil. Ama tiyatro anında reaksiyonu almanız açısından insana daha farklı bir şey verebilir.

Oyunculuğa başlarken olmak istediğiniz yerle şuan olduğunuz yer arasındaki fark nedir?
Belli seviyeler koyarak yaşamadım ki ben hayatımı… Bu işe başlıyorum şu seviyede olmalıyım falan… Yollar beni bu tarafa götürdü, o yüzden şanslıyım diyorum. Şansımı da hiç bir zaman kötü değerlendirmedim ama baştan itibaren şöyle olayım böyle olayım duygusuyla yapmadım hiç bir işimi…

Hiç oynadıktan sonra pişman olduğunuz bir rolünüz oldu mu?
Yok, hayır hayır ama tabi uzun süren işlerde karakterin de yazılımı açısından bazen sizin istediğiniz ölçüde hızlı bir şekilde gelişim göstermeyebiliyor o karakter o zaman daha çabuk olsun bitsin veya daha çabuk sizin istediğiniz gibi olsun duygularına kapılabiliyorsunuz, televizyon dizilerinden bahsediyorum. Tiyatroda her şey daha belirgin olduğu için…

bennu-yıldırımlar-6

Şu ana veya geleceğe dair bir anne ve bir tiyatrocu olarak kaygılarınız var mı?
Her anne baba gibi var… Nereye doğru gittiğimiz konusunda, ülkenin gençlerine ne olacağı konusunda çok soru işaretlerim var.

Geriye dönüp baktığınızda keşke bunu ben yapsaydım dediğiniz bir iş var mı yoksa hep ileri bakan bir insan mısınız?
Yapılan her şeyi izlemeye çalışıyorum ama bu duygularla ben pek karşılaşmam. Sinema sektörünün daha yoğun çalıştığı bir ülke olsaydık ve ben de biraz daha fazla yer alabilseydim düşüncesi geçti evet geçmedi değil ama şartları görüyorum…

Sizi çok asil ve mütevazı buluyorum, yetiştiğiniz ortam hakkında maddi manevi biraz bilgi verebilir misiniz?
Üniversite mezunu bir anne babanın çocuğuyum, maddi kaygıları fazla olan bir aile olmadık ama zaman zaman o kaygılar da oldu tabi. Genel geçer Türkiye şartlarında ortanın üstü diyebiliriz ekonomik açıdan ama zor dönemlerimizde oldu. Kendini özel bir yere koymadan insanların eşit olduğu dünyayı özlemle beklemeyi öğreten bir aile oldular ve ben hala özlemle bekliyor umudumu da yitirmedim ama nereye doğru gittiğimizi görerek adım adım gidiyoruz işte…

bennu-yildirimlar-7

Sosyal sorumluluk projelerinde çok rol alıyorsunuz, sizce sanatçıların hayata karşı duruşu nasıl olmalı?
Üzerime düşenleri yapmaya çalışıyorum ama sadece sosyal sorumluluk çalışmalarıyla toplumların ilerleyeceğini düşünmüyorum doğal olarak. Ülkenin ekonomik sistemini, nereye doğru gittiğini algılayamazsanız o toplum “canım bu kadar vahşice yaşayan olabilir mi, ne kadar cani insanlar?” demekle kalır sadece o öyle bakarsınız. Ben kadına şiddetin bile nedeninin ekonomik olduğunu düşünüyorum. İnsanlar o kadar zor durumda kalıyor ki cinnet geçirip başka yerlere doğru gidebiliyorlar, bir insana yakışmayan durumlara getirebiliyorlar kendilerini. Bu da sonuçta kadının başına patlıyor. Cinnet geçirmiş bir kadın kocasıyla ilgili böyle şeyler yapmıyor ya da çok nadirdir. Çünkü erkeğe verilmiş bazı görevler var. O görevlerin altında ezilen erkek, yettiremediği zaman bir çok şeyi başka şeylere doğru gidiyor. Ayrılsa bile. Düşünsenize yüzde elli oranında eski kocası, eski sevgilisi ya da yeni kocası tarafından öldürülmüş kadınların ülkesi… Ama bu “Bizim erkeklerimiz tümden kafayı yedi.” ülkesi değil. Onlerı da getiren süreçler var. “Kadınları öldüremeyiniz.” diyerek bir yere varılmaz. Kadın zaten bir tavşan türü değildir. Tavşanlar yaşamak zorundadır o ayrı ama insanlar da yaşamak zorundadır. Sorunun kökeni çok farklı. Bunun araştırılıp başka bir yardım eli uzatılması gerekiyor. Evet, çeşitli fotoğraflar çektiriyoruz ama bunu gören her insan “Kadını dövmemeliyim.”i ya da “Kadına şiddet uygulamamalıyım.”ı düşünmeyecektir. Zaten o insan o resmi görecek durumda değil başka şartlar altında yoksulluk içinde “Ertesi günü getirebiliyor muyum?”un peşinde olan insanlar. Tabi bir şeyleri uyarmak açısından iyi ama öyle bir yere doğru sürükleniyoruz ki hınç maalesef kadından ve çocuktan alınıyor. Onu demek istiyorum.

bennu_yildirimlar_8

Röportaj: Tuğçe Ulucan, Ahmet Çağatay Bayraktar, Zeynep Gündüz

Recommended Posts
İletişim

Merak ettiklerinizi bize sorun. En kısa zamanda size dönüş yapacağız.