Metin Üstündağ | Pazar Sohbetleri

Üç Nokta: Mizah üzerine birçok yorumunuz mevcut ve de biz de bunları okuyoruz; peki mizah kısaca nedir? “Bozmak” mıdır, “savunma aracı” mıdır kısa bir cümle ile nasıl özetlenebilir?

Metin Üstündağ : Mizah, neşeli muhalefet, klişe kırıcılık, detay avcılığı, lojistik destek, hergele köstek, tahammül vesilesi, hayat enerjisi, vs.. ne kadar iyi mizahçı varsa, o kadar tanımı olabilir mizahın.

metust_124027

Ü.N: Karikatürist olmak nasıl bir duygu, nasıl ortaya çıkar, bir yerde “KARİKATÜR BİR ERGENLİK SANATIDIR” gibi bir söze rastlamıştık, bu gerçekten böyle mi?

En sıradan karikatürde bile bir asilik, bir çıkıntılık, bir ilginçlik vardır. En yalın biçimiyle her karikatürde ve karikatürcüde bir var olma telaşı, bir ‘beni görün- beni sevin- ben herkes gibi değilim’ heyecanı vardır. Kısaca neşeli bir şekilde haytalık, hergelelik yapmak has***ter demek hali. Karikatür, doğası gereği, çizen yaşlı bile olsa, genç hissedilmesi gereken bir sanat dalıdır.

Ü.N: Bir karikatürist kendine neyi amaç edinmelidir ya da bir amacı olmalı mıdır, bir şeyleri eleştirmek ile yükümlü müdür illaki?

Karikatüristler, genelde rahatsız insanlardır. Ama yeni, doğru, değişik ve haklı şeylerden rahatsız olmak gerekir.

Ü.N: Sizin için kullanılan “Hayat Menajeri” deyimi nereden geliyor?

Aslında iyi bir forvetken, hep defansta bekleyen, gol atmaktan çok gol attırmayı seven ve bu anlayışla bir paragrafı, bir cümlesi, bir hikayesi olan herkese sayfalarını açan yeraltı edebiyatının efsanevi dergileri öküz ve hayvan dergilerini çıkardığımız için herhalde. Kısaca sanatı, hayata lojistik destek olarak gördüğümüz için.

METUSTwebfoto(1)

Ü.N: Sizce günümüz Türkiye’sinde mizaha konu olabilecek en önemli sorun ya da unsur nedir?

Ülkemiz sorun ve konu açısından bir cennet. Ancak 80 yıldır aynı sorun ve konuların değişmeden yaşanması yanıyla da bir cehennem. Sorunlar ve konular değişmediğinden bakış açıları ve üslup gelişmek zorunda kalıyor hep.

Ü.N: Toplumun mizah anlayışında en hassas nokta olarak neyi görüyorsunuz ve neredeyse her özelliğimiz gibi espri anlayışımız da evrim geçirdi mi sizce?

Her dönem, kendi mizah anlayışını getiriyor. Yetmişli yıllarda dönem gereği daha toplumsal bir mizah revaçtayken, günümüzde yine dönem gereği daha kişisel bir mizah mevcut… Ancak mizahımız güçlü ve muhalif bir gelenekten geldiği için olsa gerek asla bireyci ve yalaka olmuyor. Keloğlan, ibiş vardır ama mesela soytarı yoktur bizim mizahımızda. Bu çok ilginç.

Ü.N: Genel olarak mizaha karşı kümülatif olarak gelişen tahammülsüzlüğün sebeplerini nelere bağlıyorsunuz?

İnsanların kendi kendileriyle, konumlarıyla, durumlarıyla, dramlarıyla barışık olmamaları mizahta tahammülsüzlüğün en büyük nedenidir.

Ü.N: Mizahta felsefenin rolüyle ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Her has mizahçı, kendine ait yeni bir bakış açısıyla ve hayat felsefesiyle ortaya çıkar. Felsefe yaptığını hissettirmeden felsefe yapan sokak filozoflarıdır aslında iyi mizahçılar.

Ü.N: Açılan davalar söz konusu olduğunda, “ işte mizah yerini bulmuş, hedefi vuran karikatürlermiş” diyebilir miyiz? Yani negatif tepkiler ve cezalandırma çabaları sizce mizahı besleyen şeyler mi?

Dava açmak niyetindeyseniz her şeye dava açarsınız. Mizah dergileri büyük okunurluklarına rağmen, kendi yağlarıyla kavrulan, küçük ve bağımsız yapılanmalardır. Bu nedenle davalardan kaçan bir zihniyetleri vardır. Diyeceklerini de sadece üretenlerin ve okurların anlayacakları bir alt dille ne yapar eder yine mutlaka derler.

Ü.N: Köşenizle ilgili olarak, sevişmek sadece pazara mı mahsustur?

Pazar sevişgenleri’nin esprisi, pazar günü sevişmek değildir esasında! İki arada bir derede, kıstırılmış, kuşatılmış, on dakika önce gülüp eğlenirken, on dakika sonra cinnet geçiren, gerilimli, elektrikli, rahat yaşanamayan ilişki hikayeleridir.

Ü.N: Pazar sevişgenlerini uzun süredir takip eden insanlar olarak, sevişme hadisesinde erkeğin hep üstte olduğu dikkatimizi çekti. Acaba üstte olunca kadının memeleri gözükür diye çekinip, kendinizi sansürlüyor olabilir misiniz?

Sevişirken kadınları üstte çizdiğim karikatürler de var ancak genelde toplum olarak böyle sevişildiğini sandığım, tahmin ettiğim için bu pozisyonu tercih ediyorum. Urfa’da kama-sutra vardı da biz mi çizmedik. Aslında ‘yan yana niye sevişmiyor, tipleriniz’ sorusu, daha ilginç bir soru olabilirdi. Ona da cevabım ‘insanlar şişman, organlar küçük’ olabilirdi herhalde, bilmiyorum.

Ü.N: Kadın-erkek okuyucularınız arasında eserlerinizi yorumlayış açısından ne gibi farklar var?

Genelde kızlar, kadınlar daha çok kendilerini buluyor yazıp-çizdiklerimde sanırım. Erkek egemen bakış açısını kırmaya çalışan, bu bakış açısını komik duruma düşüren karikatürler çizdiğim için herhalde. Onca yıldır çizmeme rağmen insanların sevişmesi bana hep ilginç ve şaşkınlık verici geliyor hala. Yani koskoca, evli barklı insanlar bunu birbirlerine niye yapıyorlar anlamıyorum. Ya da birbirlerine bunu yapmak için ne ali cengiz oyunları buluyorlar, uyguluyorlar buna şaşırıyorum. Çok absürt bir yanı var sevişmenin! Bana çok komik geliyor, onun için 27 yıldır çiziyorum ve bıkmıyorum herhalde.

Ü.N: Son sorumuz da konuyla ilgili arkadaşlarımız için geliyor. Acemi karikatüristlere vereceğiniz altın ipuçları var mı?

Karikatür şöyle ya da böyle bir gün çiziliyor. En başta önemli olan yeni bir bakış açısı ve hayat felsefesi oluşturmak. Gerisi kendiliğinden ve bunlarla beraber oluşuyor zaten.

Recommended Posts
İletişim

Merak ettiklerinizi bize sorun. En kısa zamanda size dönüş yapacağız.